Home » Baş Yazı, Qaraylar, Söyleşi » Daima Türk Dünyasına Yakın Olmak İstedik

Daima Türk Dünyasına Yakın Olmak İstedik

Hüseyin Altınalan ve Dr Halina Kobeckaite

Türk-Asya Stratejik Araştırmalar Merkezinin (TASAM) öncülüğünde, İstanbul’ da düzenlenen Dünya Türk Forumu’na katılan çarpıcı isimlerden biri Litvanya’nın Finlandiya Büyükelçisi Dr Halina Kobeckaite idi. Büyükelçi Kobeckaite, Karay Türk’ü… Vilnius Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra anadili dolayısıyla Taşkent Üniversitesi’nde Özbek Dili çalışmaları bursu kazandı. Farklı Türk lehçelerinde 20 tane roman çevirdi. Son olarak, 3 yıl önce “Reşat Nuri Güntekin’in, Çalıkuşu” adlı romanını çevirerek Litvanya’da yayınlattı. Halina Kobeckaite, Litvanya Büyükelçisi olarak Türkiye’de de görev yaptı. Büyükelçi Halina Kobeckaite ile ülkemizde haklarında bilgi sahibi olmak bir yana varlıklarından dahi haberdar olunmayan Karaylar’ı konuştuk.

Şaşırtıcı bir biçimde Türkiye Türkçesi’ne hâkim olan Büyükelçi Halina Kobeckaite ile ayrıca Litvanya’nın sosyal ve siyasal durumunu, Türkiye’nin AB üyelik sürecini ele aldık.

Litvanya’nın Finlandiya Büyükelçisi Halina Kobeckaite ile gerçekleştirdiğimiz çarpıcı söyleşiyi sunuyoruz:
Söyleşi: Hüseyin Altınalan

Türkiye Türkçesi’ni nasıl öğrendiğinizi sorarak söyleşiye başlamak istiyorum. Bu konuda eğitim aldınız mı?

- Hayır, Türkçe öğrenmek için herhangi bir eğitim almadım. Türkiye’de bulunduğum dönemde hayatın normal seyri içerisinde öğrendim. Bu arada şunu da vurgulamak istiyorum; Türkiye’ye Litvanya büyükelçisi atanmam sadece profesyonel kabiliyetlerimden dolayı olmadı. Türk kökenli olmam da bu atamada önemli rol oynadı.

*Karay Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasında nasıl bir ilinti var?

- Konunun daha iyi anlaşılması için size bir anekdotu anlatmak istiyorum; 1997′de Ankara’da Türk Dil Kurumu’nu rahmetli eşimle ziyaret ettiğimizde, anadilimizle konuştuk. Kurum Başkanı, Karay dilindeki konuşmamızı dinlediğinde çok şaşırmıştı. Ve bize, ” Siz, 11. Yüzyıl Türkçesini konuşuyorsunuz” demişti. Aynı şeyi, Polonyalı ünlü Türkoloji uzmanı T. Kowalski de ifade etmişti. Kowalski, ” Karay dilini bir kehribarın içindeki fosil gibi saklamışsınız” demişti.

*Sunumunuzda bu benzetmeye biraz olsun karşı çıktınız…

- Benzetme güzel olsa da şunu vurgulamak istiyorum: Bizler fosil gibi cansız değiliz. Gerçekten canlıyız ve uzun yıllar boyunca Türk milletinden başka milletlerle yaşayan bir ulus olmamızla da gurur duyuyoruz. Türk dil ailesine ait olan dilimizi, milli kimliğimizi, geleneklerimizi ve alışkanlıklarımızı koruduk. Ayrıca bir arada, birbirimize ve Türk dünyasına da yakın olma amacımızı hep koruduk.

*Karaylar hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi verir misiniz?

- Karaylar, dünya üzerindeki küçük bir Türk topluluğudur. Bizim soyumuz, eski bir Türk kavmi olan Kıpçaklara dayanmaktadır. Litvan’da sadece 250 Karay Türkü yaşamaktadır. Bizim ulusumuzun tarihi dramatik olaylarla doludur. Ulusumuzun hiçbir zaman devleti olmadı. Geleneklere ve bazı ünlü bilginlere göre biz, Hazar’dan gelmekteyiz. Sonra Kırım’a yerleşmişiz. Litvanya’nın büyük Dükü Vytaunuas 1397′deki Altınordu Devleti ile yaptığı savaştan sonra Litvanya’daki iki Türk ulusunu beraberinde götürmüştür. Bunlar; Karaylar ve Kırım Tatarlarıdır. Bizler o zamandan beri Litvanya’da yaşıyoruz. Bazı bilim adamları tarafından Avrupa’nın en Batısındaki Türkler olarak addediliyoruz.

Litvanya’da kapalı topluluk olarak yaşadık

*Kimliğinizi nasıl korudunuz?

Bu şartlar altında yaşarken zorluklar ve sorunlarla karşılaşıyorsunuz. Eğer özelliklerinizi ve kimliğinizi korumak istiyorsanız çok çaba sarf etmelisiniz. Öyle de yapıldı. Litvanya’da kapalı topluluk olarak yaşadık. Ailelerimize, geleneklerimize ve dilimize özen gösterdik.

*Karayların hayatta kalmasında başka etkenler de var mıydı?

Dış etkenler de vardı, elbette. Karaylar ta ilk günlerde Litvanya’nın eski başkenti Trakai’ye yerleştiler. Büyük Dük Vytautas’un askerleri olarak büyük saygı ve hoşgörü gördüler. Litvanya toplumu bu hoş görüyü devam ettirmektedir. Bu sayede Karaylar, etnik azınlık olarak kültürlerini, dillerini ve kimliklerini koruyabildiler. Bizler aynı zamanda Türk dünyasıyla sıkı bağlarımızı koruyoruz.

* Karaylar hangi alanlarda çalışıyorlar?

Bizler her zaman yaşadığı toprağa bağlı olarak sosyal hayata aktif olarak katılan vatandaşlar olduk. Sadece Karay topluluğu üyesi olmakla yetinmedik. Zira ailemizi geçindirmek için profesyonel mesleklere ya da şahsi yeteneklere sahip olmak zorundaydık. Klik topluluk yaşamı buna imkan tanımıyordu. Bu yüzden çoğumuz, bilim, ordu, tıp, pedagoji, müzik, diplomasi ve değişik ülkelerde sivil hizmetlerde görev aldık, almaya da devam ediyoruz.

Karaylar sadece Litvanya’da yaşamıyor

*Litvanya’nın dışında da Karaylar yaşıyor mu?

Karaylar sadece Litvanya’da değil, Kırım’da, Türkiye’de ve daha başka ülkelerde yaşamaktadır.

*Karayların dini nedir?

Kendine has bir din olan Karaylık dini… Eski Ahite inanıyorlar… Litvanya’da 2 kilisemiz var.

*Litvanya’da etnik köken olarak kaç millet var?

Şaşıracaksınız ama 3 milyon 500 bin nüfuslu Litvanya’da 119 etnik topluluk var. Örneğin; yüzde 7 Polonyalı, yüzde 6 Rus, yüzde 1-1,5 Ukraynalı, Almanlar, Karaylar, Tatarlar,Yahudiler var. Şimdi Azeri ve Özbekler var…

*Müslümanların sayısı ne kadar?

Litvanya’daki Müslümanların sayısını tam olarak bilemiyorum ama 5 bin Kırım Tatarı yaşıyor. Faal olan 4 tane cami var. 650 yıldan bu yana Litvanya’da yaşayan Tatarlar genelde köylerde hayatlarını sürdürüyorlar.

Dini yaşam özgürce

* Dinlerini yaşamada özgürler değil mi?

Bu konuda hiçbir problem yok. Bizim anayasamızda 9 din yazmakta, bu dinler devlet tarafından tanınmakta.

*Avrupa Birliği üyeliği Litvanya ekonomisi için bir kazanım oldu mu?

Evet… Çok olumlu yönde etkiledi. 6 yıllık AB üyeliğimizde insanlarımız da çok memnun oldular. Ancak maalesef küresel kriz Litvanya’yı da etkiledi. Fakat bu konuda da iyileşmeler oldu. Başbakanımız, bu konuda tedbirler alındığını söyledi. Dolayısıyla ekonomik durum daha da iyileşecek.

* Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci için neler söyleyeceksiniz,

Türkiye AB’ye üye olacak mı?

Türkiye hazır olduktan sonra neden olmasın…

* Türkiye hazır değil mi?

Bu çok uzun bir süreç… Bizim için de böyle oldu. Türkiye gerekli kriterleri yerine getirdikten sonra AB’ye üye olabilir. 6 yıldı Türkiye’yi görmedim. Gördüğümde ise büyük değişimlerin yaşandığını gözlemledim. Büyük değişiklikler yaşanıyor, önemli adımlar atılıyor. Türkiye ileriye doğru yürüyor.

* Türkiye’ye yeniden geldiğinizde neler hissettiniz?

Ülkem Litvanya. Ben o ülkenin tüm görevlerini yerine getiren bir vatandaşıyım, ama Türkiye’ye gelince de kendimi evimde gibi hissediyorum.

Karaylar…

Musevilik’i kabul eden tek Türk kavmi Hazarlarla bağlantılı olduğu öne sürülen Karaylar, Kıpçak kökenli bir Türk topluluğu. Dilleri de Türk soylu Batı Kıpçak grubundan sayılıyor. Litvanya’daki nüfusları çok az olmasına rağmen Karay Dili bugüne kadar yaşayan ve kullanılan bir dil olma özelliğini taşıyor. Bunda Karayların dillerini, inanç ve geleneklerini yaşatma konusundaki kararlılıkları çok etkili. Karayların Litvanya’ya yerleşmesi 14. yüzyılın sonlarına dayanıyor. Litvanya Büyük Dükü Vitautas, 1397 yılında Altınordu Devleti’ne karşı büyük bir sefer düzenlemiş, savaştan sonra da 380-400 Karay ailesini Kırım’dan Litvanya’ya götürmüştü. Zamanla Litvanya’daki Karay nüfusu arttı. Karaylar burada eski başkent Trakay ada kalesi etrafına yerleştirildiler. Karaylar için Trakay bugün de manevi başkent gibi. Karay Dili’nin konuşulduğu, Karayca duaların okunduğu, sokaklarında Karay yemeklerinin kokusunun duyulduğu bir kent.

Hüseyin Altınalan / Türkiye

Qaynaq: Milli Gazete

Oxunma sayı: 704
© 2008-2012. Tüm hakları saklıdır. www.YALQUZAQ.com · RSS · Yalquzaq.com için yeniden düzenleme: Azer Hasret · Destek: WordPress