
Prof. Dr. Ata ATUN
Prof. Dr. Ata ATUN
Rumların biz Kıbrıslı Türklerle ilgili uluslararası kurumlara, kuruluşlara, parlamentolara, komisyonlara ve en alt düzeyden en üst düzeye kadar dünyadaki tüm politikacılara yaptıkları şikayetlerin hiç sonu gelmiyor.
Gerçekten de bu davranışları artık kabak tadı verdi.
Hem bizleri her yere şikayet ediyorlar, hem de güya bizlerle, adı “Federasyon” olan ortak bir devlet kurmak için müzakereler yapıyorlar.
Aramızdaki bazı kuşlarda buna inanıyor ve “Kıbrıslı Türklerin çıkışı, dünyayla kucaklaşması kurulacak Federasyonla, Rumlarla birlikte hayata geçireceğimiz ortak devletle olacak” safsatasını savunuyor.
Yunanistanın kuzeyinde yer alan Batı Trakyada yaşayan kardeşlerimiz, Yunanistan sayesinde dünyayla kucaklaştı da, şimdi artık sıra bize geldi!
Hala daha, ABye üye Yunanistanın kuzeyindeki Batı Trakya bölgesinde yaşayan kardeşlerimizi Türkiyeyi ziyaret etti diye vatandaşlıktan atma çabaları var Yunanistanda. Gitsinler de gelmesinler mantalitesi “ABnin insan hakları ilkesi”ne rağmen yürürlükte. Otobüse binip İstanbula giden kişiler, geri dönüşlerinde vatandaşlıktan atıldıkları iddiası ile sınırdan içeri sokulmuyor.
Bizdeki bazı politikacılar da tüm bunları ve geçmişte yapılanları görmezlikten gelip Rumdan medet bekliyor ve ortak bir devletin kurulacağına inanıyor, saf saf…
Zaten bu kişilerin ve bu görüşteki politikacıların başka bir sermayeleri kalmadığı için, yıllar önce bel bağladıkları ve hala daha sıkı sıkıya sarıldıkları Rumlarla kurulacak Federasyon” görüşünden bir türlü vazgeçemiyorlar.
İİT Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlunun geçenlerde bir toplantıda dile getirdiği “Kıbrıslı Türklerin Ciddeda temsilcilik açması talebine olumlu bakıldığı” şeklindeki açıklaması üzerine harekete geçen Kıbrıs Rum Yönetimi Cumhurbaşkanlığı ve Dış İşleri Bakanlığı, ortaklaşa bir hareketle, Başkanı Dimitris Hristofyasın imzasını taşıyan mektupları, İİTda, önemli rol oynayan, Katar gibi ülke hükümetlerine ve dışişleri bakanlarına gönderme çalışması başlattı.
Pişkinliğin bu kadarına da pes doğrusu.
Hem Filistin topraklarını işgal eden İsrail ile ekonomik işbirliği yap, savunma, askeri tatbikat ve arama kurtarma işbirliği anlaşmaları imzala üstüne Kıbrısta üs kurmak için toprak vermeyi kabul et, hem de İsraili baş düşmanları gören Arap ülkelerine sütten çıkmış ak kaşık gibi, Türkleri şikayet eden mektuplar gönder!
Buna zaten uluslararası diplomaside Bizans Politikası diyorlar.
Rumlarda kendilerini zaten Bizansın torunları addettiklerinden, iki bin sene evvelki çirkin politik ayak oyunlarını oynuyorlar hala.
Arap siyasilere ve politikacılara gönderdikleri mektuplarda “Kıbrısın işgal altındaki bölümündeki oluşumu yasa dışı” olarak tanımlayan Bay Hristofias, bu konudaki BM kararlarına da atıfta bulunuyor.
Madem bizler yasa dışıyız ne diye bizimle BMnin kararlarına ve BMnin 44 yılık müktesebatına göre “siyaseten eşit taraf” olarak masaya oturup, “eşit statüye sahip iki kurucu devletten oluşan, iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı, iki kesimli, iki toplumlu bir federasyon kurmak” için müzakereler yapıyorsun Bay Hristofyas?
Bizleri dünyadan izole etmek ve Rum boyunduruğu altına sokmak için her yola başvurduğuna, her tür insanlık dışı çirkin girişimi yaptığına, dünya ile sportif, ekonomik, akademik, sosyal, kültürel ve ticari bağlarımızı koparmak için her şeyi yaptığına, elinden gelse soluduğumuzu havayı bile kesmek için çaba gösterdiğine ve biz Kıbrıslı Türklere karşı en küçük bir sempatin ve sevgin olmadığına göre, ne diye siz Rumlarla bir ortaklık yapalım Bay Hristofyas?
Buna bir yanıtın olacak mı?
Oxunma sayı: 222





