Home » AZÄRBAYCAN, TÜRKİYE, Yazılar » Türkiye – Ermenistan Sınırı ve Azerbaycan

Türkiye – Ermenistan Sınırı ve Azerbaycan

IğdırOğuz ÇETİNOĞLU

24 Nisan günleri; Ermeni sözde soykırım iddialarının bütün ağırlığıyla dünya gündemine yerleştirildiği dönemdir. Her sene çıkarılan gürültüler, Mayıs ayı girerken unutulurdu. Bu sene işler, sessiz yürütülmeye çalışıldı. Gürültüsünün ve ağır sonuçlarının gelecek zamanlara yayılması ustaca planlandı.

Batı ve ‘uzak batı’ olarak adlandırabileceğimiz Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’ye, Ermenistan ile ilişkilerimizi normalleştirmemizin yararlı olacağını söylüyor. Türkiye; ‘Karabağ işgali sona ermeden sınırı açmam!’ Diyor. Azerbaycan; bir taraftan ‘Kardaş bu yapılır mı?’ Diyerek üzüntüsünü ve endişelerini ortaya koyarken diğer taraftan Türkiye’ye müeyyide uygulamaya başlıyor. Demek ki; Türkiye’nin teminatını yeterli görmüyor. Demek ki Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği konusundaki tutumumuzu unutmamış.

TÜRKİYE’YE TUZAK KURULDU

Batılı ülkeler, Türkiye-Ermenistan sınırı ile neden bu kadar yakından ilgileniyor? Bu soruya ilgili ülkelerin vereceği cevap yok. Bizim, kurulan tuzağı görmemiz lâzım.

Batı, Türkiye ile Türk dünyasının bütünleşmesini istemiyor. Bütün hesaplar ve oyunlar ilişkileri en-gellemek için düzenleniyor. Türk cumhuriyetleri ile Türkiye’nin arası açılabilirse, düşman kardeşler hâline getirilebilirse batı, sessizce ve top-tüfek, askerî silah kullanılmaksızın başlattığı Üçüncü Dünya Savaşı’nı kazanmış olacak.

Türkiye-Türkistan bütünlüğünü insan vücudu olarak kabul edersek, Türkiye baş, Azerbaycan bo-yun, Türk Cumhuriyetleri; kalbin, akciğerin ve diğer organların bulunduğu gövdedir. Baş ile gövde arasındaki bağlar koparılırsa, her iki tarafın da hayat damarları kesilmiş olur.

Dikkat edilirse yalnızca Türkiye’ye; ‘İlişkilerinizi normalleştirin’ Deniliyor. İlişkileri normalleştirmek için Türkiye’nin hiçbir tâviz almadan ve hatta Azerbaycan ile ilişkilerini anormalleştirmeyi göze alarak, istenilen her şeyi kayıtsız şartsız vermesi bekleniyor. Ermenistan’a yöneltilmiş bir talep yok. Olsa da fark etmez. Azerbaycan biliyordur. Türkiye’nin de bilmesi gerek: Azerbaycan topraklarını işgal eden, Ermenistan değil, Ermenistan’ı maşa olarak kullanan Rusya’dır. Dolayısıyla çözüm anahtarı da Ermenistan’ın elinde değildir. Herkes biliyor; Sınırın açılması için Rusya’nın beklentile-rini karşılamak gerek. Tıpkı Doğu Berlin-Batı Berlin birleşmesinde olduğu gibi. Bu iş bu kadar basittir.

Eğri otursak bile doğru konuşalım: Azerbaycan, 20 yıla yakın bir süreden beri bağımsız bir ülke. Yer altı-yerüstü kaynakları zengin. İmkânları var. İşgal altındaki topraklarını kurtarmanın şartlarını bizzat oluşturabilirdi. Bunu yapmayıp, Türkiye’ye; ‘İşgalin kalkmasını sağlamadan sınırı açarsan, ilişkilerimiz bozulur.’ Demek hakkına sâhip olup olmadığını düşünmesi gerekir. Her şeye rağmen biz o sözü söylenmemiş kabul etmeliyiz.

KISIR DÖNGÜ…

Görünen odur ki Türkiye, gecikmeli olsa bile sınırı açacaktır. İçerisinde bulunduğu şartlar sebebiy-le açmak mecburiyetinde kalacaktır.

Yol haritasında Türkiye, Ermenistan ile karşı karşıya getirilmiştir. Fakat işgalin kalkmasında söz sâhibi değildir. Söz sâhibi olan da yol haritasına göre taraf değildir.

Eskiler ‘fasit daire’ diyorlardı. Sonraları ‘Kısır döngü’ denildi. Şimdilerde ‘sarmal’ deniliyor. Bu du-rum bilerek oluşturulmuştur.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Türkiye küçük bir hatırlatma yaparak kısır döngüyü kırma teşeb-büsünde bulunabilir. Hatırlanacağı üzere 2 Kasım 2008 tarihinde Rusya-Azerbaycan-Ermenistan Cumhurbaşkanları tarafından imzalanan Moskova Deklarasyonu’nda işgalin kaldırılacağı kabul edilmişti. Hazırlanan yol haritasında bu deklarasyona atıfta bulunulmaması, hatırlatma yapmamıza engel teşkil etmez. Çünkü Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) kayıtlarında Karabağ, hâlâ ve net olarak Azerbaycan toprağıdır. Bir ülkenin toprağında başka bir ülkenin askerinin bulunması işgaldir ve BMT, işgalleri bertaraf etmekle yükümlüdür.

YOL HARİTASINDA NELER VAR?

ABD Başkanı Obama, 24 Nisan Bildirisi’nde ‘Soykırım’ kelimesini kullanmasın diye, Türkiye, ‘Soykırım yapılmadı’ diyenlere ceza veren İsviçre’nin hazırladığı yol haritasını kabul ettiğini açıklayıverdi. Obama, ‘Soykırım’ kelimesini kullanmadı fakat daha da kötüsü olarak ‘büyük felaket’ dedi ve ekledi: ‘Seçim konuşmalarında 1915 olayları hakkındaki düşüncelerimi söylemiştim. O düşüncelerimde hiçbir değişiklik olmamıştır.’

Türkiye’ye herhangi bir kazanç sağlamayan yol haritasına göre;
1- Ermenistan, Kars Antlaşması’nı tanıyacak
2- Sınır açılacak
3- Diplomatik ilişki kurulacak, karşılıklı büyükelçiler tâyin edilecek.
4- Vergi, ticaret, sınır, tarih, gibi konularda çalışma grupları kurulacak.
5- Tarih komisyonuna üçüncü ülkeler de katılacak.

Bu maddeler tek tek incelendiğinde, peşin hükümlerden ne kadar uzak kalırsak kalalım, lehimize sonuç alınamayacağı ortaya çıkar.

1- Kars Antlaşması, 13 Ekim 1921 tarihinde imzalanmıştı. 88 yıldır yürürlükte olan bir antlaşmanın kabulü de reddedilmesi de bir anlam taşımaz.

2, 3 ve 4- Türkiye, sınırı belli sebeplerle kapatıp diplomatik ilişkileri kesmişti. O sebepler ortadan kalkmadan bu maddeler üzerinde görüşmeyi kabul etmek tâviz anlamındadır. Tâviz karşılığında hiçbir kazanım söz konusu değildir.

5- Bu madde için fazla söze gerek yok. ‘Musul meselesinde olduğu gibi mi’ Diye sormak yeterli.

Qaynaq: Kalgay Dergisi

Oxunma sayı: 776
Paylaş/Saxla
Açar sözler: , ,

Yorum yazabilirsiniz

© 2008-2012. Tüm hakları saklıdır. www.YALQUZAQ.com · RSS · Yalquzaq.com için yeniden düzenleme: Azer Hasret · Destek: WordPress
%d bloggers like this: