"Biz ki Melik-i Turan, Emîr-i Türkistan'ız, Biz ki Türk oğlu Türk'üz,
Biz ki milletlerin en kadîmî ve en ulusu Türk'ün başbuğuyuz!"
EMİR TİMUR

Kafkasya`da Geçmiş, Sorunlar ve Gelecek

25 Jan 2010 | Göndərən: | Bölmələr: Balkariya, Nogaylar, Qaraçay, Yazılar

Abdullah BUKSUR, İHAF Genel Sekreteri

Kafkas! Her Millet için bir anlamı vardır ama Rus milleti için ayrı bir anlama sahiptir. Kafkaslar denilince sıradanlıktan çok uzak akıl erdiremediğimiz hayallere kapılıyoruz!

Yaşanmış bu kadar acıya rağmen kötü sözler ve niyetler değil ümit dolu arzular uyanıyor içimizde. Rus devletinde, ailesi onlarca yıl önce bu esrarengiz ülke için gözyaşları ve kanla feda olmayan, uzaklarda kahramanlıklarla dolu savaşların gürültüsünü büyük bir heyecana kapılarak Tanrı’ya gönül dolusu dua etmeyen bir insan var mı bilmiyorum.

Başına kardan çelenkler takmış yüksek dağlar da, güney güneşinin yakıcı ışıkları da, meydana gelmiş faciaları tasvir eden keder dolu efsanelerin objektif delilleri gibi durur öylece. Bütün bu dinginliğe rağmen, Kafkas yiğitlerinin hareketliliği ve coşkusu tasvir edilmez. Kahramanlıkları ise anlatılmaz yaşanır.

Kafkaslar Rusya’nın ülkesel güvenliği, cihanşümul rolü ve stratejisi ile organik şekilde bağlantılı olduğu için, Ruslar bölgeyi kontrollerinde tutabilmek için son derece büyük güç sarf etmiştir / etmektedir.

Rusların Kafkaslarda vermiş olduğu hakimiyet mücadelesinin sonucunda bazıları, “Ruslara hizmeti, devletin ve milletin varlığı, gelişmesi yolunda yapılan mücadele, tarihin olaylar arasındaki zaruri ilişkisiyle, ahlak kuralları veya insanî kuralların sınırlamadığı bir mücadele olarak görüyor”.

Ruslar ise Kafkas halkı için, “değerli olsalar bile, diğer başka şeyler bizim halk ve devlet çevresiyle yeterli kadar kısa zamanda tamamen birleşmese de yeryüzünden silinmelidir” diye düşünmekteler. Böylesi acımasız bir düşüncenin Ruslar’a değil, Almanlar’a ait olduğunu söylemek isterdim. Çünkü bu düşünce Ruslar’ın devletçilik idealine karşıdır, üstelik onun ruhî ve politik gücünün dayandığı temellerden birisini sarsıyor.

Asıl önderleri veya perde arkasındaki kışkırtıcıları, elbette Rus olmayan, sahte bir milli programa dayanan, kötülüklere karşı mukavemet etmeyen bir okulun temsilcileridir. Diğer halklardan olan ve ayrılıkçılık meydana getiren sağlam güçlere, hatta onların herhangi bir kötü niyet beslemediği durumlarda bile, karşı çıkmamak Rus vatanperverliğine zarar vermekle mümkündür. Bu durumlarda bizim büyük ve güçlü bir halk olmamız konusunda ortaya atılan herhangi bir düşünce asla onu haklı göstermiyor. Büyük halk! Söyleyin bakalım, çocuklarımızın ekmeğine, küçük kardeşlerimizin gücünün tükenmesine sebep olmaya, ziyaretgahlarımızı aşağılamaya ve ayrılıkçılık düşüren diğer halkların Rusçuluğa yardım eden zayıf temsilcileriyle dalga geç Kafkas! Rus milleti için ne unutulmaz hatıralarla doludur. Bu isim anıldığında sıradanlığın akıl erdiremediği hayallere kapılıyoruz! Kötü sözler ve niyetler değil ümit dolu arzular uyanıyor. Rus devletinde ailesi onlarca yıl önce bu esrarengiz ülke için gözyaşları ve kanla feda olmayan, uzaklarda kahramanlıklarla dolu savaşların gürültüsünü büyük bir heyecana kapılarak Tanrı’ya gönül dolusu dua etmeyen bir insan var mıdır? Başına kardan çelenkler takmış yüksek dağlar da, güney güneşinin yakıcı ışıkları da, meydana gelmiş faciaları tasvir eden keder dolu efsaneler ve rivayetler de, Kafkas yiğitlerinin tasvir edilmez kahramanlıkları da, hem yörenin halkları tarafından ve Rus idealizmine ilham veren dahi şairlerimiz tarafından terennüm edilmiştir.

Kafkas bize yabancı olamaz. Onun yolunda son derece büyük güç sarf ettik. O, Rusya’nın cihanşümul rolü ve stratejisi ile organik şekilde bağlantılıdır.

Kabileler arası problemlerin çözümünde Rus toplumunu şaşırtmak için (çoğunlukla menfaat sebebiyle) yapılan teşebbüsler yüzünden, genelde Rusçuluk için doğru ve hayati bakış tarzını belirlemek gerekmektedir. Aynı şekilde samimî davranan insanların fikirleri değişik olabilir. Bazıları, Ruslara hizmeti, devletin ve milletin varlığı, gelişmesi yolunda yapılan mücadele, tarihin olaylar arasındaki zaruri ilişkisiyle, ahlak kuralları veya insanî kuralların sınırlamadığı bir mücadele olarak görüyor.

Büyük ve güçlü olanlar hayata mahmur gözlerle bakmıyor, aksine hayatın gerçeklerini uyguluyor. Geçmişin en değerli rivayetleri “aklın, sağduyulu yaklaşımların ve ızdıraplı bir kalbin arzuları” ile silahlanarak kendini birleştirici veya ferdi bir şahsiyet olarak geliştiriyor. Büyük, aynı zamanda güçlü olanlar, yalan, belirsiz veya karmaşık anlayışların belirmesine izin vermeyen şablonlara ve davetlere önem vermiyor. O, tembelliği, belirsizliği aklın gücüyle etki altına almaya, rengarenk bir tablo çizen bu manzaranın renklerini ve detaylarını anlamaya borçludur.

Eğer bu güne kadar karmaşık olan Kafkasya, insanlık için ızdıraplı bir gizem olarak algılanıyorsa, insanlığın gerekeni yapmasından, insani değerlerin gücünden söz etmemiz mümkün değildir. Ne yazık ki, yabancı sözlerin ve anlayışların esaretinden, yukarıda esas hatlarıyla gösterilen, tembelliğin ve belirsizliğin boyunduruğundan kurtulmak mümkün değildir.

Gelişmişlik bir anlamda sahte ve hileden uzak olmak demektir. Bir şeyin doğruluğunun ve gelişmişliğinin ölçütü, taraflar arasında paylaşıldığı zamanda makul kabul edilebilmesidir.

Kafkaslarda yaşayan halklar, Kafkas’ı “ölüm makinesi” olarak adlandırmıştır. Çünkü Kafkas’ın fethi kahramanlığın ve akla hayale sığmayan gerginliğe, büyük kurbanlara mal olmuştur. Kafkas halklarının kullandığı bir atasözümüzü var; “Ölünün ardınca konuşmazlar”.

Kafkasya, araştırmacılar ve gözlemciler için objektif sonuçlara varmak için gereken imkânı sağlayan koskoca bir akademi gibidir. En çok da, sosyologların ve devlet bilimiyle uğraşanların eğitimi için önemlidir.

Kafkasya’da yaşam ve insan karakterleri türlü türlü ve aynı zamanda çok karmaşıktır. Milletlerin problemlerini oluşturan, tarihi, sosyal ve ekonomik sorunlar Kafkasya`da da iç içe geçmiştir.

Bölgenin idaresi ve burada yaşayan halkın sosyal özelliğinin ve yaşam şartlarının kendine has yapısının önemi bazen gerçekten, bazen de ikiyüzlülükle anlamak istemeyenlerin, görevini gerçekten de yapıp yapmadığını kontrolünün güçlüğü Kafkasya bu özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Olayların ve problemlerin kökenine inmek için önce geçmişi tanımamız gerekmektedir. Ancak o zaman Kafkasya’nın sorunlarını çözmek ve gelecekle ilgili olarak belirli bir rota çizmelerine yardım etmek mümkün olacaktır.

Kuzey Kafkasların Etnik Yapısı

Dünya üzerindeki en eski yerleşim bölgelerinden birisi olması ve dünyadaki diğer topluluklarla ilişkisi olmayan dilleri konuşan halkların oturmasından dolayı Kafkasya bölgesi, sorunlu bir bölge olmuştur. Bütün bunlara yer üstü ve yer altı kaynaklarının eklenmesi sorunları içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Sovyet döneminde, bölgede yaşayan halklar, tarihi geçmişleriyle ilgili olarak sağlıklı bilgilere ulaşamadıkları gibi baskıyla ya dayalı uygulamalarla yönetilmeye çalışılmıştır. Buna rağmen Kafkasyalılar, bazı problemler olsa da kimliklerini ve geçmişlerini bu güne taşımayı başardılar.

Bu gün gelinen noktada Kuzey Kafkasyalılar tarihlerine yeniden sahip olmada ve geçmişlerini keşfetmede özgür olma mücadelesi vermektedirler. Fakat bu süreç sağlıklı bir biçimde yürütülmez ise bölge yeni çatışmaların ve hakimiyetlerin mekanı olacaktır. Kafkaslarda yaşayan her etnik grubun ayrı bir kökeni ve geçmişi olduğu için kendi içinde çatışmacı bir ortamı üretme potansiyeli vardır. Şu anda yaşananlara zamanın ruhuna uygun bir yaklaşım konularak çözüm üretilmez ise geçmişten günümüze eski metinlerle, arkeolojik buluntularda bile var olan, kültürel taşıyıcılar olan hikaye ve mitlerde günümüze taşınan tartışmaların tekrarının yaşanmasına hiçbir şey engel olamaz.

Hanlıklar ve prenslikler döneminde Kafkasya da kolonyal tecrübeyi büyük oranda yaşamıştır. 19. yüzyılın ilk çeyreğinin sonunda Rus imparatorluğunun Türkiye ve İran’la olan sınırları kesin olarak oluştu ve 1991’de Sovyetler Birliği çökene ve yeni bağımsız Transkafkasya cumhuriyetleri ortaya çıkana kadar değişmeden kaldı. Büyük oranda Müslüman olan Kuzey Kafkasya, 1860’lara kadar Ruslara karşı direndi ve Rus hakimiyetini kabul etmedi. Rusların hakimiyet süreci Kuzey Kafkasya ve Transkafkasya halklarının büyük bölümünün, kolonyal yapıdan kurtulup kolektif kültüre doğru evrilmesine imkan sağladı.

Kuzey Kafkasya’nın etnik yapısı Afganistan veya Balkanlara benzemektedir. Bölgede etnik farklılık ve dil içinden çıkılmaz surette birbiriyle farklı ama bir o kadar da bağlantılıdır. Halkları ve dilleri sınıflandırmak için kullanılan kritere göre Kafkasya’da, her biri farklı bir dil veya diyalekte sahip olan elli kadar etnik grup gösterilebilir. Yerli milliyetlerin büyük çoğunluğu Azerbaycan Türk’ü, Ermeni, Gürcü ve Çeçendir. Azerbaycan Türkleri Türkçe konuşur. Ermeniler eski bir Hint-Avrupa dil ailesine ait olan halktır. Kafkasya’nın en eski halkları Gürcüler ve Çeçenlerdir. Ayrıca Kuzey Kafkasya’da eski zamanlardan beri yaşayan bir düzine kadar etnik grup vardır. Bu etnik gruba Abhazlar ve çeşitli Çerkez alt grupları, Çeçenlerin kuzenleri olan İnguşlar ve Lezgiler ve Dağıstan`daki diğer gruplar dahildir. Bu grupların hepsi Kafkasya’nın etnik karışımını oluşturur. Kafkasya’da, dünyanın ilk bin yıllık döneminde ortaya çıkan Türkler arasında Azerbaycan Türklüğünün dışında dört Kuzey Kafkasya Türk grubu daha vardır: bunlar Karaçay, Balkar, Nogay ve Kumuklardır. Daha küçük Türk grupları da vardır bölgede. Örneğin II.Dünya Savaşı’nın sonunda çeşitli Kuzey Kafkasya halklarıyla birlikte sürgün edilen ancak 1950’lerin sonunda diğer sürgün edilen halkların topraklarına geri dönmesine izin verilirken kendilerine izin verilmemiş olan Gürcistan’ın Ahıska (Mesket) Türkleri gibi. Dağların kuzeydoğusundaki steplerde büyük bir alana sahip olan Kalmuklar ve Kuzey Kafkasya’nın merkezinde oturan Osetler ise bu yapılardan farklıdır. Küçük Fars gruplar da vardır. Yunanlı gruplar da eski çağlardan beri Kafkasya’da yaşamıştır. Nihayet, bölgede Kürtler, çeşitli Yahudi grupları, Asurlular son olarak da Slavlar bulunur. Diğer halklarla karşılaştırıldığında Slavlar bölgeye yeni gelmişlerdir.

Ruslar yerli halkla evlilik yaptılar. Rusların Kalmuklar ve Kuzey Kafkasyalı dağ halkları ile yapmış oldukları evlilikten doğan insanlar şimdi kendilerini Rus olarak tanımlamaktadır. Diğer Ruslar, Kafkasya’ya, Ukraynalılar ve Beyaz Ruslarla beraber, 18. yüzyılın sonunda göçmen, görevli, tüccar, girişimci ve tekniker olarak geldiler. Rusların bölgeye göçü, Çarlık yönetiminin son ve Sovyet yönetiminin ilk on yılında hızla arttı, ancak 1970’lerin başından bu yana Rusların ve diğer Slavların bölgeden dışarıya doğru göç etmeye başladığı görülüyor. Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra Kuzey Kafkasya’dan göç öylesine hızlanmıştı ki 6 milyonluk bölge nüfusunun ancak 1 milyonu Slav’dır.

İçine doğdukları gurubun kültürü bütün Kafkasya halklarında çok güçlüdür. Bu yerel dillerin yaşamasına imkan sağlamıştır. Bu etnik bilincin yaşatılmasına önemli katkıda bulunmuştur. SSCB’nin çöküşünden sonra etnik gruplar ve onların liderleri etnik çatışma yerine etnik dayanışma yolunu seçmişlerdir.

Kuzey Kafkasya da Etnik Yapı içerisinde Din

Başka etnik yapılarda Din önemli bir faktördür. Fakat Kuzey Kafkasya’da etnik yapının talî bir unsuru olagelmiştir. Farklı etnik guruplara mensup insanların kendileriyle aynı inanca sahip kişilere karşı bir yakınlık hissetmesi doğaldır. Ama bu topraklarda yaşayan insanlar için ortak bir dine bağlılık, söz konusu yaşadıkları vatan toprakları ise pek fazla önem taşımaz. Kısaca farklı etnik gurupların çatışmasına din engel olamaz.

Kuzey Kafkasya Müslümanları Sünni’dir.

Abhazya da yaşayanlar; Abhaz – Gürcü – Rus. Adige Cumhuriyetinde yaşayanların %30`u Adige geri kalan Rus. Dağıstan Cumhuriyetinde %5 Rus geri kalan Nogay – Kumuk – Avar – Dargı – Lak – Sahur – Rutul – Lezgi – Agul – Tabasaran.

Çeçenistan ve İnguş cumhuriyetinde, %10 Rus geri kalan en büyük gurup Çeçenlerdir, İnguşlar Kuzey Osetya sınırıyla birlikte uzanır geri kalan Nogay ve Kumuktur.

Kabardey – Balkar cumhuriyetinde en büyük gurup Malkarlardır geri kalan Kabardey, Karaçay ve Rus vardır.

Karaçay Çerkez cumhuriyetinde ise ülkeye hakim olan en büyük gurup Karaçaylardır. Ondan sonra Ruslar – Adige – Abaza – Nogay – Oset gelmektedir.

Kuzey Osetya`da yaşayanların (Ruslar Osetya`yı Güney ve Kuzey diye bölmüşlerdir.) %90 Oset, 5% Rus, %3 Kumuk, %1 de Gürcüdür. Bu gün Güney Osetya`da yaşayanların %90 Osetlerden oluşmakla birlikte Gürcüler, Ruslar, az da olsa Müslüman Oset (Alan) vardır.

Günümüzdeki çatışmanın başlıca nedeni olarak din, (bazen Kafkasyalılarca kasten) hem yanlış anlaşılmaktadır hem de yanlış gösterilmektedir. Örneğin Abhazlar Batı basınında devamlı olarak Türk dili konuşan bir Müslüman halk olarak tanımlanıyor. Oysa Abhazların büyük kısmı hiç Müslüman olmamıştır.

Bölgede yaşanan müdahaleyi, zaman zaman farklı amaçlar için Hıristiyan – İslam çatışması gibi göstermek gayretinde olan liderler ve stratejistler olmuştur. Fakat din bölgedeki her çatışmada Abhazya’da olduğu gibi temel çelişki değildir. Sorunların temelinde etnik ve ekonomik çekişme ve toprak vardır.

Kafkasya da Sorunların Temeli ve Bolşevikler

Lenin, Trotski ve Stalin tarafından 1917 Devrimi’nin en önemli hedefi olarak, gönüllü birliktelik temelinde üç Transkafkasya ulusunun birlikte kurduğu bağımsız cumhuriyeti ortadan kaldırmak şeklinde belirlenmiştir. Dün SSCB’nin bu gün Rusya Federasyonu’nun bölgede uyguladığı böl ve yönet politikası temelinde 1936’da Transkafkasya Federal Cumhuriyeti feshedildi ve Kuzey Kafkasya’nın çeşitli etnik bölgeleri de Sovyetler Birliği’nin sonuna kadar yaşayacak olan yönetime zorlandı. Moskova Kafkasya’nın yönetimini, bölge halklarını işbirliğine değil, aralarındaki anlaşmazlıkları derinleştirerek kontrole dayandırmıştır. Kafkasya halkları arasında kardeşlik değil her alanda farklılıklar körüklendi.

Sovyet sisteminde ve günümüzde Kafkasya toplumlarında aktif siyasete birçok dil, edebiyat, halk bilim, arkeoloji ve tarih uzmanlığı girmek zorunda. Ancak o zaman Etnik gururların duygularına ve hayallerine ulaşmak mümkün olacaktır. Bölgenin içinde bulunduğu süreç, iyi değerlendirilmelidir. Etnik temelli arayışlar bir likte yaşamaktan daha çok kendi kaderlerini tayin yönelimine gireceklerdir. Ne yazık ki bölgede meydana gelen değişimler çoğunluğun taleplerini karşılayacak demokrasinin gerekleri ve altyapısı üzerine değil, güç – şiddet temelli şekillenmelerdir. Guruplar arasında asgaride birlikte yaşamak değil taleplerini azamiye yükseltildiği çatışmacı bir anlayış her geçen gün yükselmektedir. Rusya federasyonu başta olmak üzere, bölgeye komşu ülkeler, bölgeyle ilgili hesapları olan ülkeler, rüzgar ekip çiçek toplayamazlar.

Oxunma sayı: 10968
Açar sözlər: , , ,

Şərhinizi əlavə edin